KONSERVATUVAR
Doğu ve Batı kültürlerinin tam ortasında olan eşsiz bir coğrafyada yer almasının sonucu olarak Türkiye’nin, bu iki kadim kültür arasında yüzyılları aşkın süregelen bir köprü olma şansının kazanımları saymakla bitmez. Dünya dengesindeki ekonomik ve siyasal açılardan var olan daima hassas bir öneminin yanı sıra bu topraklar, antik dönemden çağdaş döneme uzanan geniş bir yelpazede sanat adına da çok ciddi bir kültürel mirası elinde barındırmaktadır. Bu sebeplerden ötürü, bu topraklarda yapılmış ve yapılmakta olan sanatın her türü, Doğu ve Batı kültürleri arasındaki etkileşimlerden doğma kaderini ve ayrıcalığını yaşamıştır.
Dünyaya insan çeşitliliğinin güzelliğini ve kardeşlik bilincini öğreten, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin herkesin tek bir çatı altında birlikte yaşayabileceğinin örneklerini yüzyıllardır vermekte olan bu toprakların kültürel birikimi üzerinde yaşamaktayız. Dünya müzik tarihine bakılacak olursa, klasik müzik bestecileri, medeni her toplumda olduğu gibi, kendi kültürlerini geleceğe aktarmak adına birer kültür elçisi olmuşlardır. Mustafa Kemal Atatürk, bu bilinçle cumhuriyeti kurduğunda, devlet bursu ile bugünün Türk Beşleri olarak bilinen bazı genç bestecilerimizi yurtdışına gönderip, onların Batı’nın uluslararası çapta değer gören müzik ilmini öğrenmelerine ve geri dönüp ülkemize faydalı olmalarına ön ayak olmuştur. 1981 yılında, UNESCO’nun dünyanın en büyük reformcularından biri olarak resmen kabul ettiği ulu önder Atatürk’ün, var olan değerlerimizi koruma şartıyla ortaya koyduğu yenilikçi ve gelişimci anlayışın önderliğinde, özgür düşünceyi, yeni fikirleri ve barış içinde yaşama fikrini sanat aracılığı ile topluma aşılamak için, çağdaş Türk bestecileri olarak bizlere birçok görev düşmektedir.
Türk Beşleri’nden başlayan çağdaşlaşma sürecinde, 4. kuşak bir Türk bestecisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, T.C. Maltepe Üniversitesi Konservatuvarı’nın sunduğu imkanlar eşliğinde, gençlerin alacakları bestecilik ve orkestra şefliği eğitimi, sadece kendilerine medeni bir dünya sanatçısı olma şansı tanımayacak; aynı zamanda üzerinde bulundukları toprakların değerini ve kültürel birikimini, zihinsel ve ruhsal gelişimleri sonucunda kendi süzgeçlerinden geçirip üretecekleri müzik eserleri ile topluma aktararak, toplumu ve kültürümüzü daha da ileriye taşıyacaklardır.
Solo ve oda müziğinde geniş bir repertuvara sahip olan ''Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar'', orkestrada da önemli rol oynar. Her biri farklı tını ve karakterlere sahip üflemeli çalgılar kendi içinde tahta üflemeli ve bakır üflemeli olarak ikiye ayrılır. Flüt, obua, klarinet, fagot tahta üflemeli sınıfına girerken trompet, korno, trombone ve tuba bakır üflemeli çalgılar içerisinde yer alır. Okulumuz bu yıl flüt, obua, klarinet, fagot ve korno dallarında eğitim vermeye başlayacaktır. Öğrencilerimizin yarı zamanlı programımızda üflemeli ve vurmalı çalgılar ile tanışıp, küçük yaşta belirli bir çalışma disiplini ve sağlam bir altyapı ile yetişmelerini sağlamak en önemli hedeflerimiz arasındadır.
Amacımız öğrencilerin sanatında yetkin hocalardan oluşan güçlü bir kadroyla en iyi şekilde eğitim almalarını sağlamak, üniversitemizin bize sunduğu benzersiz olanaklar ile hem yurt içi hem de yurt dışında başarılı, teknik ve müzikal anlamda yüksek donanımlı bireyler yetiştirmektir.
Piyano tüm orkestra çalgılarının seslerinin ve tınılarının elde edebileceği, Klasik müziğin en önemli enstrümanlarından biridir. Küçük yaşlarda başlanan piyano eğitiminin çocukların beyinsel gelişimi ve yaratıcılığı üzerinde olumlu etkileri vardır. Tarihte birçok besteci piyano için solo, orkestra ve oda müziği eserleri yaratmıştır. Diğer enstrümanlarla karşılaştırıldığında piyano, çok geniş bir ses skalasına sahiptir ve çok sesliliğe imkan vermektedir.
Maltepe Üniversitesi Konservatuvarı’nda çocukların küçük yaşta piyano eğitimine başlama fırsatı mevcut olup, üniversite çağlarında profesyonelliğe adım atmaları öngörülmektedir. Lisans eğitimi sonunda öğrenciler, icracı veya akademisyen olarak hayatlarına devam etme olanağı bulacaklardır.
Türk müziği çok köklü bir geçmişe sahip karekteristik özellikleri , çok zengin makamsal yapısı ve değişik usulleri ile dünya müzikleri içerisinde özgün bir yer tutar. Türk Musikisi bugün dünya yüzünde en yaygın iki cins müzikten biridir. Bunlardan biri tonal müzik ,yani çok sesli müzik dediğimiz batı Müziğidir. Tonal müziği bütün bir batı dünyası elele vererek meydana getirmişlerdir. Diğeri Modal müzik, yani tek sesli makamî müzik dediğimiz müzik tarzıdır. Türk Musikisi sahip olduğu gerek zengin ses sistemi gerek makam ve usul zenginliği ile her türlü duyguyu ve bu duyguların her türlü ince nüanslarını ifadeye elverişli bir musikidir.
Orkestramızın en kalabalık ailesi olan Yaylı Çalgılar, müzik dünyasında hem solist, hem de oda müziği açısından emsalsiz bir repertuvara sahiptir. Besteciler en güzel eserleri oda müziği için bestelemişlerdir.
Konservatuvarımızın ilk kurulan sanat dallarından biri olarak hedefimiz, Maltepe Üniversitesi’ni bu açıdan dünya çapında bir merkez haline getirmektir. Amacımız, yurt içi ve yurt dışından gelen hocalarımızdan oluşan kuvvetli kadromuzun ustalık sınıflarından harmanlanan zevkli paylaşımlarını ve üniversitemizin eşsiz olanaklarını tüm ülkemizin hizmetine sunmaktır.